KERKÜK TÜM IRAKLILARA AİTTİR…

Mustafa TOMBULOĞLU
(Yörtürk Kültür ve Sanat Dergisi Mart/Nisan 2009)

Irak’ın 2003 yılında işgalinden bu yana Kerkük’ün statüsü hakkındaki tartışmalar gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Petrol zengini Kerkük, Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölge yönetiminin hayallerini süslüyor. Kürt gruplar, kenti bölge yönetimi sınırlarına katmak amacıyla her yolu deniyor. Bu arada, Kerkük’te iktidarın paylaşımı konusunda Kürtler ve Irak merkezi hükümeti arasındaki anlaşmazlıklar da son bulmuyor.

Bölgedeki Kürt oluşumlar, Kerkük’ün statüsü hakkındaki önerileri içeren Birleşmiş Milletler raporu henüz açıklanmadan imza kampanyası ve anket gibi faaliyetler ile “Kerkük’ün Kürtlere ait olduğunu ve Kürt bölge yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini” ispat etme arayışı içindeler. “Kerkük’ü gelecekte Kürt bölge yönetimi denetiminde görmek istiyorum” temasını esas alan anketin, kamu çalışanlarının yanı sıra Kürtlerin yaşadığı mahallelerde ve orta öğrenim kuruluşlarında polis ve asayiş güçlerinin desteği ile uygulandığı söyleniyor. Kürt grupların, Kerkük’teki birçok Arap ve Türkmen aileye kenti terk etmeleri için yüksek meblağlar önerdikleri ve tehdit ettikleri de edinilen bilgilerden. Bu durum, doğal olarak Kerkük’te tansiyonu yükseltiyor.

Kerkük Gerçekleri Araştırma Komisyonu Başkanı ve Irak Milletvekili Ömer El-Cuburi; “imza kampanyasının yasadışı olduğunu ve bu girişimin Kerkük’ün güvenliğini ve kaderini tehlikeye atacağını” söylüyor. Arap ve Türkmenler kadar bazı Kürtlerin de söz konusu ankete şiddetle karşı çıktığı ve katılmadığı biliniyor. Çünkü, bu faaliyet yerel seçim yasasının 23. maddesi gereği oluşturulan komisyonun çalışmalarına (Komisyon, Kerkük’teki nüfus oranları, 2003’ten sonra ve önce Kerkük’e yapılan girişlerin oranı, sayısı, nüfus dengesi ile ilgili kayıtları incelemektedir) aykırı. Irak Merkezi Hükümeti’nin bir an önce benzer faaliyetlere ilişkin gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Merkezi Irak Hükümeti, çıkartacağı bir yasa ile bu tür faaliyetlere müdahale edebilir. Aksi halde, halklar arasında yeni sorunların yaratılması kaçınılmazdır.

Ankete katılan ve olumsuz görüş belirten çok sayıda Kerküklü Kürt, Kürt bölge yönetiminin bağımsız bir devlet olmasının hayal olduğuna, Irak merkezi hükümetine entegre olmanın Kürtler için en hayırlısı olacağına inanıyor. Ancak, bunu yüksek sesle dile getiremiyor. Kentin diğer sakinleri Araplar ve Türkmenler, anket çalışması sonuçlarının Kürtler tarafından manipüle edilebileceğine, rakamların abartılabileceğine dikkat çekiyor. Tüm hilelere rağmen anketin çok ses getirmediği ortada.

İşgalden bu yana, illegal yollarla kente 400 bini aşkın Kürt’ün göç ettirildiği bilinen bir husus. Bu kapsamda Kürtler, uygulanma ihtimalinin zayıf olduğunu bildikleri halde, geçerliliği kalmayan 140. maddenin uygulanması ve dolayısıyla referandum yapılması konusunda da ısrarlı. Irak Anayasası’nın 140. maddesi, kentten çıkarılanların kente tekrar dönmesini, kente zorla yerleştirilenlerin eski yerlerine geri gitmesini, kentte bir nüfus sayımının yapılmasını ve ardından referandumun gerçekleştirilmesini öngörüyor. Maddede yer alan hususların uygulanması için son tarih ise 31 Aralık 2007 idi. Bu da 140. maddenin geçerliliğinin kalmadığı anlamına geliyor. Diğer yandan Irak hükümeti, K.Irak’taki Kürt grupların Irak’ı bölme çabalarının yoğunlaşması, merkezi hükümetle olan restleşmeleri ve Kerkük’teki faaliyetleri üzerine 140. maddenin uygulanması amacıyla bütçede öngörülen ödeneği de ayırmaktan imtina etti. Tüm bu gelişmeler, Kerkük’ün statüsü konusunda karar verecek yetkili kurumların “Kerkük’ü Kürtleştirme çabalarını” dikkate alarak karar vermelerini gerektiriyor.

Irak’ta, 31 Ocak 2009 tarihinde yerel seçimler gerçekleşmiştir. 23. madde komisyonunun çalışmalarının tamamlanmasının ardından meclis, tartışmalı bölge olan Kerkük’te seçim tarihini belirleyecektir. Kerkük’te yapılacak yerel seçimin kentin geleceği açısından taşıdığı büyük önem dikkate alındığında Kürtlerin kentteki keyfi uygulamalarının engellenmesini zorunlu kılmaktadır. Kentin statü sorununun da bir an önce, etnik gruplar arasında herhangi bir çatışmaya neden olmayacak ve Irak’a komşu ülkeler tarafından da benimsenecek bir şekilde çözülmesi gerekmektedir. Gelişmeler; Kerkük için “özerk bir yapıya dönüştürülmeden siyasi ve mali açıdan merkezi Irak hükümetine bağlı, kentteki idari yapının tüm etnik grupları memnun edecek şekilde eşit dağıtılmasının” en iyi çözüm olacağını ortaya koymaktadır. Değişmeyecek tek bir gerçek vardır, o da Kerkük’ün tüm Iraklılara ait bir Irak kenti olduğudur…

 

Bir cevap yazın