IRAK’TA YÜZYILIN AYIBI

Mustafa Tombuloğlu
Yörtürk Kültür ve Sanat Dergisi (Ocak-Şubat 2005)

ABD, Irak’a ve tüm Ortadoğu’ya “demokrasi” getirmek için sadece Felluce’de yüzbin insanın ölümüne neden oldu. Daha açık bir ifadeyle Felluce topyekün kabristana dönüştürüldü. İşgalin; işkence, katliam ve aşağılama olduğunu biliyoruz. Şimdi, bildiklerimiz, bilmediklerimizin küçük bir parçası haline geldi. Irak’ta en kutsal insanlık değerleri görmezden gelinmektedir. Mayıs 2004 tarihli olduğu söylenen yeni işkence fotoğrafları bunun kanıtıdır. Ebu Garib ilk değildi ve son da olmayacaktı… Ancak acı bir gerçek var ki “işgal”, büyüklerden çok çocukları etkilemektedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) verilerine göre, Irak’ın 24 milyonluk nüfusunun yarısını 18 yaşın altındaki çocuklar oluşturmaktadır. 1989’da, yani baba Bush’un başlattığı ilk Körfez Savaşı’ndan önce Irak’a uygulanan ambargo, yüz binlerce Iraklı çocuğun canına mal olmuştu. Sırf ambargo yüzünden son 5 yılda, yarısı 5 yaşın altındakiler olmak üzere 2 milyon Iraklı can verdi.

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Tımes, CIA tarafından hazırlanan bir rapora dayanarak, Irak’taki güvenlik durumunun daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu. Irak’ın, ABD tarafından işgalinden bu yana ülkede yetersiz beslenen çocuk sayısının 2’ye katlandığını düşünürsek, bu haberin, Iraklı çocuklar için daha fazla “acı” ve “ölüm” anlamına geldiğini söyleyebiliriz. The Washington Post’ta yer alan bir başka rapor, çocuklar arasında akut derecede beslenme bozukluğu yaşandığını ve 5 yaş altı çocuklarda bu oranın savaş öncesi yüzde 4’ten yüzde 7.7’ye yükseldiğini belirtiyor. İshal ve solunum yolları hastalıkları ise, tüm çocuk ölümlerinin yüzde 70’ini oluşturmaktadır. Doktorlar, suların arıtılmadan şehre verilmesi ve elektrik kesintileri nedeniyle, çocukların soğuk algınlığı, böbrek ağrıları ve ishal şikayetleriyle hastaneye geldiklerini söylüyor. Bağdat çocuk hastanesi doktorlarından Rahim Hüseyin, “burada ölenlerin sayısı, iyi olanların sayısından daha fazla” diyor. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki çocuk doğum programı müdürü Dr.Fatin Abdul Macid ise, başka bir konuya dikkat çekiyor. Irak’ta yayınlanan 23 Haziran 2004 tarihli Aın Ahdhah Gazetesi’nin haberinde adı geçen, Irak’ta özürlü çocuk sayısının kayda değer bir şekilde arttığını, bu durumun bir çok sebebi bulunduğunu, bunlardan en önemlisinin ülkede radyasyon bombalarının patlaması olduğunu ifade ediyor.

UNICEF yardımıyla Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmada, ABD öncülüğündeki savaş sırasında 700 binden fazla ilköğretim okulunun bombalardan hasar gördüğü, işgal sırasında 200 okulun yandığı ve 3 binden fazlası da yağmalandığı için eğitim sisteminin felç olduğu kaydedildi. Raporda, Irak’taki okulların üçte birinde su olmadığı, yarısından fazlasının ise çocukların sağlığını tehdit ettiği de vurgulanıyor. Irak’taki BM yetkilisi Roger Wrıght ise yaptığı açıklamada, ”Irak’ta bugün milyonlarca çocuk, duvarları harap, kırık camlı hatta suyun bile olmadığı okullara gidiyor” dedi. Irak’ta, kağıt üzerinde 14 binden fazla okul olduğu gözükürken gerçekte var olan okul binası sayısı 11 bin 368. Bu okulların da 2 bin 700’ü ciddi onarım istiyor.

Uluslararası Kızılhaç Örgütü ise, Bağdat’taki Ebu Garib Cezaevi dahil Irak’ın bir çok hapishanesinde 100’den fazla çocuk bulunduğunu, çocukların tutsak olduğu cezaevlerinin çoğunun Irak’taki işgal güçlerinin kontrolünde olduğunu ve bir çok Iraklı çocukla gencin işgalci askerler tarafından işkence gördüklerini açıkladı. Alman birinci kanalı ARD’deki haber programlarından ”Report Maınz” da, işgal askerlerinin gözaltındaki bazı genç kızları taciz ettikleri ifade edilirken, Amerikan askeri gizli servisinde görevli Samuel Provance adlı bir astsubayın açıklamalarına yer verildi. Bu arada El Cezire TV muhabirlerinden Suayip Bedreddin El Baz da, 74 gün gözaltında kaldığı Ebu Garib’de yaşadıklarını haber programında anlattı. El Baz, 12 yaşındaki Iraklı bir kızın Amerikan askerlerince dövüldüğünü söylerken çocuklar için kurulmuş bir tutuklu kampına da bizzat tanık olduğunu kaydetti. UNICEF’in Haziran 2004 tarihli bir iç raporunda da, işgalcilere karşı eylemlere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan çocukların, düzenli olarak Ummu Kasr’daki bir toplama merkezine bırakıldığı ve burada, ailelerinden kopuk, herhangi bir mahkeme beklemeksizin tutulduğu belirtildi.

Tüm bu yaşananlar, yüzyılımızın en büyük insanlık ayıbıdır. Çünkü, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 21, 38 ve 39’ncu maddeleri çocukların olumsuz şartlar ve çatışmalardan uzak tutulması, bakımlarının garanti edilmesi, fiziksel ve ruhsal iyileşmelerinin sağlanması hükümlerini içermektedir. Öyleyse, neden Iraklı çocuklar bu trajediyi yaşıyor? Toplumsal sorumluluklarımız, çocukları silahlı çatışmalardan korumayı temel bir ilke olarak kabul eden dünya devletlerine bunların anlatılmasını gerektirmektedir. Hatta, özellikle, Irak’taki ABD askerlerinin anne ve babalarına da…

Bir cevap yazın